Turkce Turk Demektir
> Anasayfa > Makaleler > Mustafa Kızıklı Yazıları > SENDİKAL EYLEMLER VE MOBBİNG
Kullancı Giriş
Merhaba Ziyaretçi
IP: 38.107.191.108

Kullanıcı Adı
Şifre
Dosyalar
FotoGaleri
Kırgızistan-Bişkek Özgürlük Anıtı
Kastamonu Sterteji Geliştirme BölgeToplantısı
Konya'da İsraili Telin Kitlesel Basın Açıklaması
Anket
Sitemi beğendiniz mi?
Çok güzel
Fena değil
İdare eder
Çalışılırsa olacak
Hiç Beğenmedim
SENDİKAL EYLEMLER VE MOBBİNG
Tarih 06/11/2009 05:01  Yazar mkizikli  Hitler 865 Okunma
Sendikaların aldığı haklı eylem kararına göre kamu çalışanları 25 Kasım günü iş bırakarak, toplu görüşmede kendilerini kaile almayan, uzlaştırma kurulu kararlarına da uymayan, çalışanları açlığa mahkûm eden siyasi iktidara karşı üretimden gelen güçlerini kullanacaklardır.
 
Öncelikle bu eyleme sendikalı sendikasız bütün kamu çalışanlarının topyekûn katılması önemli ve gereklidir. Çünkü bütün kamu çalışanları evlerine ekmeklerini aynı yerden aldıkları ücretlerle götürmektedir ve bu eylem yarım ekmeği bütün etme mücadelesi, hak mücadelesidir.

"Efendim eylem yapılıyor ama bu iktidara karşı yapılmıyor, mağdur olan vatandaştır, öğrencilerdir" v.s. şeklindeki klişe ucuz bahaneler ve düz mantık yürütmeler eyleme katılımın önünde tereddüt oluşturmamalıdır. Unutulmamalıdır ki siz yoksanız hak da yoktur ve şikâyet etmeye, hatta konuşmaya bile hakkınız yoktur. Hakkınızı almanın, ekmeğinizi bütün etmenin başka bir yolu da kalmamıştır.

İktidar payandası bir sendikanın üfürükten bahaneler göstererek bu eyleme katılmaması çalışanlar arasındaki birlik ve beraberliği bozmamalıdır. Zaten onların çalışanların hakları gibi bir dertleri olmadığı için bu durum normal karşılanmalı ve ancak sarı sendikacılığın gereği olan, sendika tepe yönetiminin iktidar yağcılığı olarak algılanmalıdır.

Eylem kararı alan sendikalar ise kendi tabanlarındaki siyasal ayrılık sebebiyle "Eylem birlikteliği yoktur, sadece eş zamanlı eylem vardır." gibi saçma sapan söylemlerden vazgeçmelidir. Bu, bal gibi eylem birlikteliğidir ve eğer üretimden gelen güç iktidara gösterilecek, baskı unsuru olunacaksa böyle olmalıdır.

Her eylemden önce olduğu gibi; iktidar tarafı ve durumdan vazife çıkaran bazı bürokratlar, eyleme katılanlar hakkında yasal işlem başlatılacağı, ceza verileceği şeklinde propagandalarla eylem kırıcılığı yapmaya çalışacaklarıdır.

Sendikal eyleme katılımdan dolayı ceza verilemeyeceği yolundaki, 12.Daire K.2004/4188 E.2004/4209 ve 12.Daire E. 2005/5767 K. 2008/225 numaralı Danıştay kararlarına rağmen iş bırakma eylemine katılanlar hakkında inceleme veya soruşturmalar başlatılarak psikolojik baskı uygulanacaktır. Çünkü çalışanları sindirmek, eylem gücünü kırmak, haksızlığa sessiz kalmasını sağlamak için yıllardır uygulanan taktik budur.

Sendikalar artık bu bayat fakat etkili taktiğe önlem almak zorundadır.

Peki, ama nasıl?

İşte tam bu noktada "Mobbing" denilen bir kavram işin içine girmektedir. Sendikacı olsun olmasın, vizyon yönünden zayıf, okumayan, araştırmayan kişilerin belki ilk defa duydukları bu kavram çalışanlar üzerindeki psikolojik baskıyı ifade etmektedir. Artık bütün dünyada, kendisine "Mobbing" uygulandığı için yargıya giden çalışanlar davaları kazanmakta ve çeşitli şekillerde psikolojik baskı uygulayan amir veya idareyi mahkûm ettirmektedir.

Çalışanlara baskı, psikolojik taciz, tehdit, soruşturma vs. yöntemlerle sendika karşıtlığı ve eylem kırcılığı yapan amir, idareci gibi kişiler "Mobbing" iddiasıyla yargıya götürülmeli, hukuki ceza ve yaptırımla karşı karşıya kalmaları sağlanmalıdır. Çünkü her ne kadar "Sendikal eyleme katılana ceza verilemez." şeklinde Danıştay kararları varsa da, bu kararlar idarenin çalışanlar üzerindeki psikolojik baskısını engelleyememektedir. Bu kararların, çalışanlara psikolojik baskı uygulayan kişiler üzerinde cezai yaptırımı yoktur.

Hukuk sistemimizde "Mobbing" karşılığı yaptırım ve cezalar var mıdır?
Evet vardır.

Anayasamıza göre iç hukukun üstünde olan Uluslararası anlaşmalardan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde bu konuyla ilgili birçok madde bulunmaktadır. Ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Filadelfiya Bildirgesinde de bu konuya geniş yer ayrılmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları kanunun 10. maddesi, 125/b maddesi de konuyla ilgilidir.4857 sayılı İş Kanununu 5. madde, 24. maddede bu konuda hükümler vardır.

Türk Ceza Kanunu (TCK), 84, 94, 95, 96, 118, 123, 124, 125, 126, 127, 134, 137 maddelerinde "Mobbing" kavramını ifade eden fiil ve haller tarif edilmiş ve cezai hükümler getirilmiştir.

Kamu Görevlileri Etik Mevzuatında da "Mobbing" i yasaklayan, etik olmayan davranış şeklinde niteleyen birçok ibare mevcuttur.

Kamu çalışanlarının iş bırakarak, kendileri, aileleri, ekmekleri ve insanlıkları için üretimden gelen güçlerini gösterecekleri 25 Kasım günü dairelerde, iş yerlerinde hayatın durmasını umuyorum.

Bu duruma engel olmaya çalışan, psikolojik baskıyla çalışanları yıldırmaya çalışacak durumdan vazife çıkaran amir, memur, siyasi veya her kimse artık pabucun pahalı olduğunu anlamalıdır.

Anlamayanlara da bu işlerin nasıl işler olduğu, ekmek mücadelesi olduğu mutlaka anlatılmalıdır.
 
Yorum Yok.