Üniversitelere kayıtlar bitti sayılır. Bu süreçte başka bir ilde okuyacak olan öğrenciler barınma ihtiyaçları için Kredi Yurtlar Kurumu’na da başvurdular. Kimin Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda kalacağı ve kimin yedeklerde, kaçıncı sırada olduğu açıklandı.
Buraya kadar sorun yok gibi görünmektedir. Oysa mevcut devlet yurtlarının kapasitesi öğrenci sayısına göre ihtiyacı karşılamaktan çok uzaktır. Bir de artan üniversite kontenjanlarını işin içine kattığımızda sıkıntı had safhaya ulaşmaktadır.
Şimdi öğrencileri ve ailelerini başka kente giden öğrencinin nerde, nasıl barınacağı konusunda sıkıntı aldı. Piyasada ciddi bir sektör olan ticari özel öğrenci yurtlarında yıllık barınma fiyatları ortalama 5.000 TL den başlamaktadır. Bir de bazı cemaat ve gurupların yurtları var ki onlar da bu parayı istemekle birlikte, parayı biraz az alacaklarsa, para yerine öğrencinin “ruhunu, iradesini, beynini” istemektedirler. Çünkü istedikleri gibi şekillendirecekleri bu gençleri daha sonra amaçlarına uygun olarak kullanma arzusundadırlar.
Üniversite kazanmış gençlerin ev telefon numaraları, özellikle bir guruba nerden servis yapılıyorsa, evler tek tek aranıp barınma ve diğer bazı konularda teklifler sunulmaktadır.
Yurt fiyatlarının üzerine bir de öğrencinin diğer masraflarını eklendiğinizde öğrencinin yüksek öğrenim görmesi, bir memur ailesi veya bırakın dar gelirli olmayı “orta direk” bir aile için bile nerdeyse imkânsız hale gelmektedir. Hele bir de okuyan çocuk sayısı birkaç taneyse, vay ki vay…
Mevcut durumun tespitini yaptıktan sonra gelelim Kredi Yurtlar Kurumu’na…
Mevcut öğrenci sayısındaki artışa rağmen devlet yurtlarında kapasitenin artmamasının tesadüf olmadığını düşünüyorum. Devlet yurtlarının yapımı ve yönetimi için biraz daha mali kaynak gerekiyor bahanesi, sosyal devlet ilkesinden vazgeçilmesini ve devletin görevlerini yapmamasını gerektirmez. Ama devlet yurtlarının sayısının ve kapasitesinin artmamasının, yukarıda da bahsettiğim bazı özel yurtlara talebin kalmaması, "kelle avcılığının" önüne geçilmesi, şu an yönetimde etkin olan çevrelerin işine gelip gelmeyeceği bağlamında irdelenmesini önemli görüyor ve buraya dikkat edilmelidir diyorum.
Kredi Yurtlar Kurumu, öğrencilere barınma hizmetinin yanında, katkı kredisi, öğrenim kredisi ve burs hizmetlerini de vermektedir. Bu hizmetlerden faydalanacak öğrencilerin tespitinde ise tam bir karartma ve belirsizlik mevcuttur.
Kredi Yurtlar Kurumu;
Burs Kredi Yönetmeliği, Madde 14; “Kurumca burs verilecek öğrenciler, Yönetim Kurulunca belirlenen kıstaslara göre değerlendirilir.”
Öğrenim Kredisi Yönetmeliği, Madde 6; “Müracaat eden öğrencilere verilecek kredinin toplamı ayrılan fondan fazla ise; ihtiyaç ve yeterliğin tespiti hakkında Yönetim Kurulunca belirlenen esaslara göre değerlendirme yapılır.”
Fakat bu kıstas, esas ve değerlendirmenin ne veya nasıl olduğu konusunda hiçbir açıklamaya, bilgiye ulaşılamamaktadır. Özellikle yurtlarda barınma hizmetinden faydalanacak öğrencilerin belirlenmesi konusunda, akılları bulandıran bir belirsizlik vardır.
Bu kıstas, esas ve değerlendirmenin (bazı kimselerin işine gelmese bile) neler olduğu, nasıl yapıldığı kamuoyuna açıklanırsa bizim de akıllarımız bulanmaz, yetkiler de bu şaibeden kurtulur.
Bu kıstasların neler olduğunu ve değerlendirmenin nasıl yapıldığını, 22 Mayıs 2009 günü yapılan bir toplantıda Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdür Yardımcısına bizzat sordum, bunun internet sitesinde yayınlanmasının gerekliliğini anlattım fakat maalesef her hangi bir çalışma göremediğim gibi, henüz herhangi bir bilgiye de ulaşamadım.
Bu karartma devam ederken, “vicdani ve mantıki kıstaslara” göre kredi yurtlar kurumundan hizmet alması gereken bazı öğrencilerin hizmet alamadığını fakat mali durumu açısından bu kuruma ihtiyacı olmayan bazı öğrencilerin de her türlü hizmeti aldığını ibretle izlemekteyiz.
Özellikle memur çocukları, ailesinin aylık gelirlerini başvuru formuna net ve doğru yazdığı için hizmet alamayarak cezalandırılmaktayken, kayıt dışı ekonomik gelire sahip veya vergi kaçırdığı için resmi geliri görünmeyen birilerinin çocuklarının çok düşük gelir beyan etmeleri sebebiyle, öncelikli olarak barınma, burs ve kredi hizmetlerinden faydalandığını görmekteyiz.
Yani olan, kıt kanaat geçinme mücadelesi veren “bordro mahkûmu” memurlara ve onların çocuklarına oluyor.
Kıstasların ne olduğunu, değerlendirmenin nasıl yapıldığını kamuoyuna açıklamayan ve etkin bir kontrol mekanizmasının olmadığını gözlemlediğimiz Kredi Yurtlar Kurumunu bu haksızlığın en büyük müsebbibi olarak görüyorum.
Kredi Yurtlar Kurumu konusunda ortalıkta dolaşan başka bir iddia daha var ki doğru olabilme ihtimali bile insanın midesini bulandırıyor.
İddia şu; Kredi Yurtlar Kurumunun üst düzey bazı yöneticilerinin ve bazı etkili şahısların kuruma bağlı yurtlarda kontenjanları varmış ve bu kontenjanları tanıdıkları için kullanıyorlarmış…
Eğer bu iddia doğruysa ve ispat edilirse tam bir skandal olur. Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürü bu iddianın doğru olup olmadığı konusunda kamuoyuna tatmin edici bilgi vermelidir ve özellikle bu konuda kurumunu şeffaf hale getirmelidir diye düşünüyorum.
Lafın tamamı cahile anlatılırmış. Ben burada az söylüyorum ama özellikle Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürünün çok anlaması gerektiğinin de altını çiziyorum.
Anlamayanlara bir dahaki yazımızda belgelerle, dokümanlarla ve medya araçlarıyla anlatma yolunu da deneriz.